Cevdet Bey ve Oğulları
Geniş bir aile, bir İstanbul tarihi
Pamuk'un ilk ve en uzun romanı, üç kuşak sürecek bir İstanbul ailesinin hikâyesini 1905'ten 1970'lere taşıyor. Nişantaşı'nda demir tüccarlığı yapan Cevdet Bey, Cumhuriyet'in ilk on yıllarında zenginleşen bir tüccar kuşağın temsilcisi — hem modernleşmeyi hayal eden hem de geleneksel aile reisliğini sürdüren gerilimli bir figür.
Oğulları Osman ve Refik, babalarının kurduğu dünyada büyürler; torunlar 1970'li yılların politik kargaşasına yakalanır. Roman, Türkiye'nin burjuva sınıfının edebi portresini ilk kez bu kadar iddialı bir çatıda kuruyor. Sık sık Thomas Mann'ın Buddenbrooks'uyla kıyaslanır — Pamuk kendisi de o akrabalığı reddetmemiştir.
Bir genç yazarın sabrı
Pamuk romanı 1974-1978 arasında, annesinin Nişantaşı'ndaki dairesinde tek başına yazdı. 22 yaşında mimarlığı bırakmış, yirmili yaşlarının tamamını bu kitaba vermişti. Kitap 1979 Milliyet Roman Yarışması'nda birincilik (ödül Karanlık ve Işık adıyla verilmişti) aldı; ancak yayımlanması üç yıl daha sürdü.
Bugün okunduğunda Cevdet Bey, Pamuk'un sonraki romanlarındaki temaların — kuşaklar arası kopuş, Doğu-Batı gerilimi, nesnelerin hafızası — prototipini taşıyor.