İstanbul: Hatıralar ve Şehir
Bir yazarın şehriyle imzaladığı sözleşme
Pamuk'un kurgu olmayan ilk büyük kitabı. Doğduğu Nişantaşı'ndan, ailesinin Pamuk Apartmanı'ndaki dairelerden, çocukluğunun Boğaz gezilerinden, ilk kez kendi başına gittiği Galata'daki sahaflardan, annesiyle babasının evliliğinin çatırdamalarından — hepsi Pamuk'un çocukluk ve ergenlik yıllarının hatıraları olarak, ama aynı zamanda İstanbul'un kendisinin 20. yüzyıl hikâyesi olarak örülür.
Kitabın asıl merkezi kavramı hüzün. Pamuk, bu kelimenin Türkçede Arapça kökünden aldığı ağırlığı, kolektif bir duyguya — Osmanlı'nın çöküşünden sonra bir şehrin içinde kalmak, yıkıntıların arasında büyümek, gitmiş bir büyüklüğün izlerinde yaşamak — bağlar. Hüzün burada yalnız bir üzüntü değil; şehirle eşlikli bir duruş.
Ara Güler'in fotoğrafları
Kitabın görsel omurgası Ara Güler'in 1950-1970 arası siyah-beyaz İstanbul fotoğraflarıdır. Yırtık bir Boğaziçi yalısı, kar altında Galata, gözaltındaki Tarlabaşı sokakları — her biri Pamuk'un metniyle karşılıklı konuşur. Kitap bir anı olduğu kadar bir fotoğraf albümü.
2005'te İngilizcede yayımlandığında The New Yorker'dan John Updike, "İstanbul'un şimdiye kadar yazılmış en güzel portresi" diye yazdı. Sonraki yıllarda Venedik'te, Paris'te, Dublin'de kitabın etrafında sergi ve konuşma programları düzenlendi.