Kar
Kars, 1990'ların sonu. Bir şair, bir şehir, bir kar
Frankfurt'ta sürgün bir Türk şair olan Ka, uzun aradan sonra Türkiye'ye — bir gazete için Kars'ta başlayan "başörtüsü yasağı nedeniyle intihar eden kızlar" haberini araştırmak üzere — döner. Geldiği gün Kars kar altındadır; yollar kapanır. Üç gün süresince şehrin politik damarlarının tamamıyla karşılaşır: İslamcı gençler, Kemalist öğretmenler, Kürt gazeteciler, emekli bir darbeci tiyatrocu, ve eski aşkı İpek.
Roman, bu üç gün boyunca Ka'nın yazdığı on dokuz şiiri — asla okura gösterilmeyen o şiirleri — bir kar tanesinin altı köşeli figürü etrafında düzenler. Kars'ta bir tiyatro sahnesinde canlı yayında silah patlar; sahte bir darbe gerçekleşir; aşk vaat edilir ve çekilir; Ka geri döner, şiirlerini kaybeder, sonunda Frankfurt'ta öldürülür.
Ülkenin kalbinin edebi röntgeni
Türkçede 2002'de yayımlandı; İngilizcede 2004'te Maureen Freely çevirisiyle. The New York Times onu yılın en iyi 10 kitabı arasına aldı. Margaret Atwood, The Guardian'da yazdığı değerlendirmede "Kar bugünün en önemli siyasal romanıdır" dedi. Fransa'da 2005'te Prix Médicis étranger'ı aldı.
Türkiye'de kitap hem çok okundu hem çok tartışıldı — kimi çevreler Pamuk'u başörtülü genç kadınlar üzerinden politika yapmakla eleştirdi, kimi çevreler ise romanın Ka'nın "dışarıdan" bakışını vasıflandırdı. Pamuk kendisi kitabı "politik bir roman yazmaktan hoşlanmayan birinin yazdığı tek politik roman" olarak tanımlıyor.