Orhan Pamuk: "Veba Geceleri" otuz beş yıllık bir rüyanın kitabı
Pamuk, Der Spiegel'e verdiği söyleşide, "Veba Geceleri" romanının yazım sürecinden, salgınla kurgunun kesişiminden ve Osmanlı sonrası adaların hayali coğrafyasından söz ediyor.
Orhan Pamuk, Cihangir'deki çalışma odasının penceresinden Boğaz'a bakıyor. Masasında Veba Geceleri'nin İtalyanca baskısı, bir eski fotoğraf albümü, iki kurşun kalem ve yarım bardak çay. "Bu roman," diyor, "bende otuz beş yıldır var. Beyaz Kale'yi yazarken bile Minger adasını düşünüyordum."
"Bir hayali coğrafyanın romanı"
Pamuk için Minger, Osmanlı'nın son yıllarında Akdeniz'in ortasında "bir adım ötede var olabilecek" bir ada. Girit ile Kıbrıs arasında, Rum ve Türk nüfusunun eşit olduğu, Osmanlı'ya bağlı ama özerk. 1901'de patlak veren veba, adanın kaderini değiştirir.
Veba, yalnızca bir hastalık değildi. Osmanlı'nın son yüzyılında, modernleşmenin, karantinanın, devlet aklının sahneye çıktığı an. Bu roman aslında bir ulus inşası romanıdır.
Pandemi tesadüfü
Romanın 2020 Mart'ında, Covid-19'un dünyayı sardığı günlerde yayımlanması bir tesadüf. "Kitap çoktan matbaaya gitmişti," diyor Pamuk.
Kaynak: Der Spiegel ↗